Türkiye’de Her 3 Erişkinden Biri Hipertansiyon Hastası
Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı, aynı zamanda Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdulmecit Afşin, toplumda en yaygın görülen kronik hastalıkların başında yer alan hipertansiyona ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Hipertansiyonun erken tanı ile kontrol altına alınabilen ancak çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen sinsi bir hastalık olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Afşin, düzenli tansiyon ölçümünün, sağlıklı beslenmenin ve fiziksel aktivitenin hastalığın önlenmesinde temel unsurlar olduğunu vurguladı.
Kardiyoloji, iç hastalıkları, endokrinoloji ve nefroloji alanlarında yapılan son epidemiyolojik çalışmalara değinen Dr. Afşin, korkutan tabloyu şu verilerle gözler önüne serdi:
"Türkiye'de 18 yaş üzerindeki erişkin bireylerin yaklaşık üçte birinde hipertansiyon bulunuyor. Daha da çarpıcı olanı, bu hastaların yaklaşık yüzde 50'si, yani her iki kişiden biri herhangi bir şikâyet yaşamadığı için yıllarca yüksek tansiyon hastası olduğunu bilmeden yaşıyor."
Sessiz Katil Hayati Organlarda Kalıcı Hasar Bırakıyor
Hipertansiyonun yalnızca basit bir kan basıncı yükselmesi olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Dr. Afşin, kontrol altına alınmayan yüksek tansiyonun zaman içerisinde damar yapısını bozarak kalp, beyin, böbrek ve göz gibi hayati organlar üzerinde geri dönüşümsüz kalıcı hasarlar oluşturduğunu belirtti.
Hipertansiyonun zemin hazırladığı başlıca ölümcül ve kronik riskler şunlardır:
Kalp yetmezliği, akut kalp krizi ve ölümcül ritim bozuklukları,
İnme (felç) ve beyin kanamaları,
Kronik böbrek yetmezliği ve diyaliz süreci,
Göz arkası damarların patlaması sonucu kalıcı görme kayıpları.
Birçok hastanın ancak bu ağır tablolarla acil servise başvurduğunda ilk kez tansiyon hastası olduğunu öğrendiğini dile getiren Afşin, enseden başlayan zonklayıcı baş ağrısı, kulakta uğultu, çarpıntı ve bulanık görme gibi belirtilerin hafife alınmaması gerektiğini söyledi. Bu doğrultuda, 40 yaş üzerindeki her bireyin yılda en az bir kez, ailesinde genç yaşta tansiyon öyküsü olanların ise 30 yaşından itibaren düzenli tansiyon ölçtürmesini önerdi.
DASH Beslenme Modeli ve Lifli Gıdaların Gücü
Hipertansiyon gelişiminde genetik faktörlerin yanı sıra modern yaşamın getirdiği hareketsizlik ve kötü beslenmenin belirleyici olduğunu ifade eden Doç. Dr. Abdulmecit Afşin, tıp dünyasında başarısı kanıtlanmış DASH (Hipertansiyonu Durdurmaya Yönelik Beslenme Yaklaşımı) modelini tavsiye etti.
Dr. Afşin’in hipertansiyona karşı beslenme reçetesi şu şekildedir:
Tam Tahıllar ve Lif: Beyaz ekmek ve rafine un yerine; damar elastikiyetini koruyan ve liften zengin olan tam buğday, çavdar ve yulaf tercih edilmeli.
Bitkisel Protein: Kaliteli protein kaynakları olan mercimek, nohut, kuru fasulye ve bezelye gibi baklagiller sofralardan eksik edilmemeli.
Beyaz Et Tercihi: Omega-3 yönünden zengin balık ve hindi eti dengeli tüketilmeli; ancak yüksek sodyum (tuz) içeren sucuk, salam, sosis gibi işlenmiş et ürünlerinden kesinlikle uzak durulmalı.
Çay ve Kahve Ölçüsü: Kan basıncı kontrol altında olanlar ölçülü kahve tüketebilir. Ancak tansiyonu henüz düzene girmemiş hastalar kahveden uzak durmalı, günde bir kupa güvenilir yeşil çay tercih etmelidir.
"Wall Sit" ve İzometrik Egzersizler Tansiyonu Düşürüyor
Teknolojinin gelişmesiyle günlük fiziksel hareketliliğin azaldığına dikkat çeken Dr. Afşin, ilaç tedavisinin yanı sıra egzersizin de en az ilaçlar kadar kan basıncını düşürmede etkin olduğunu belirtti. Haftada en az 5 gün, 40-45 dakika tempolu yürüyüş, yüzme ve bisiklet gibi aerobik egzersizlerin yapılmasını öneren Kardiyolog Afşin, son bilimsel çalışmalara dayanarak çarpıcı bir egzersiz modeline de dikkat çekti:
"Son yıllarda yapılan çalışmalar, direnç ve izometrik (kas boyunun değişmediği) egzersizlerin damar sağlığı üzerinde mucizevi etkileri olduğunu gösteriyor. Şınav, squat, plank ve özellikle 'wall sit' (duvara yaslanarak oturma pozisyonu) gibi egzersizlerin uzman gözetiminde ve düzenli uygulanması, damar elastikiyetini artırarak tansiyon kontrolünü doğrudan desteklemektedir."
Doç. Dr. Abdulmecit Afşin, sözlerini tamamlamadan önce tüm kronik hastaların ağır egzersiz programlarına başlamadan önce mutlaka kendi hekimlerine danışarak fiziksel kapasite testi yaptırmaları gerektiğinin altını çizdi.
